Dünya Halkları Direniş Hareketi’nin Geçici Örgütleme Komitesi (Avrupa)’nın Açıklaması

Nepal’de Sıkıyönetimin ilan edilmesini mahkum ediyor.

NEPAL’DE SIKIYÖNETİME HAYIR!

GYANENDRA REJİMİNE PARA VE SİLAH YARDIMINA SON!

1 Şubat 2005 Salı günü Kral Gyanendra Shah, hükümet üzerindeki denetimi eline aldığını ve ülkede sıkıyönetim ilan ettiğini açıkladı. Bu andan itibaren yurtiçi ve yurtdışı telefon görüşmeleri ve internet bağlantıları ülke çapında kesildi. Önemli sayılabilecek bilumum dergi, radyo ve televizyon istasyonlarının büroları askerler tarafından basıldı ve sansür altına alındı. Yüzlerce, büyük ihtimalle binden fazla, siyasi aktifist tutuklanarak meçhul yerlere nakledildi. Geçmişte başbakanlık yapmış beş kişide aralarında bulunmak üzere, parlamentodaki bütün önemli partilerin liderleri evlerinde gözaltı hapsine  alındı. Hindu Times’ in bir haberine göre 1989’daki Tiananmen Meydanı katliamını çağrıştıran bir olayla Nepal Kraliyet Ordusu Pokhara’da Kral’ın uygulamalarını protesto eden öğrencilere karşı saldırıda helikopter kullanmış. Yine bu habere göre, saldırıda yaralanan 15 öğrenci hastane yerine askeri kışlaya götürülüp işkence edilmiştir.

        Herhangi bir yaptırıma maruz kalmadan halka saldırıp baskı altına alabilmeleri için polis ve askeri kuvvetler sınırsız yetkilerle donatılmıştır. Basın, düşünce ve gösteri yapma özgürlükleri, özel hayatın korunması hakkı, haber sansürüne ve gözaltı hapsine karşı tanınan yasal haklar, özel mülkiyetin korunması da dahil olmak üzere bütün anayasal haklar yürürlükten kaldırıldı. Kralın uygulamalarını kamuoyunda eleştirmek altı ay boyunca yasaklandı.

Associated Press şöyle yazıyor: “Yeni kararname, kamuoyunda güvenlik güçleri hakkında, ‘ruh hallerine kötü etki yapabilir’ diye bütün ‘dolaylı yada dolaysız’ yorumları yasakladı”. Bu yasağa uymayan kolluk güçleri tarafından keyfi bir şekilde tutuklana bilinir ve mülklerine el konula bilinir.

        Açık bir şekilde Mutlakıyetçi Monarşinin tekrar tesisini hedefleyen bu uygulamalar, çok geniş çeşitli siyasi güçler tarafından hızlı bir şekilde Nepal’de ve uluslararası planda mahkum edildi. Kamuoyuna yaptığı açıklamasında 10 yıldan beri Halk Savaşı’na önderlik eden Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in başkanı yoldaş Prachanda, Kral’ın yeni uygulamalarının “şanlı Nepal halkını feodal orta-çağ otokrasisiyle karşı karşıya bıraktığı” tespitini yaptı. Prachanda açıklamasında devamen “Nepal halkının, yabancı emperyalizmin ve yayılmacılığın desteklenmesi için feodal bir otokrasi rüyasını gören tarihi hortlakların tahakkümüne asla boyun eğmeyeceğini, ülkenin, halkın kurtuluşu ve feodal otokrasinin nihai tasfiyesi için partimizin savaşma görevi olduğunu” vurgulayıp, “ülkenin bütün siyasi partilerini, entelektüel kitleleri, sivil toplum örgütlerini ve toplumun değişik katmanlarından kitleleri, feodal kliğin bu son çılgınlığına karşı Demokratik Halk Cumhuriyeti ve anayasa danışma meclisi ortak şiarı altında birleşip, ülke çapında bir isyan fırtınasını gerçekleştirmeye” çağırdı. Partisinin “feodal otokrasiye karşı olan geniş bir cephe oluşturmak ortak çalışmada ileriye gitmeye hazır olduğunu” beyan etti.

        Nepal’ı 25 İnsan Hakları Örgütü yayınladıkları bir açıklamada şöyle denmektedir: “Kralın iktidara el koyması, Nepal’de askeri bir rejimin tesisi anlamına gelmektedir.” Söz konusu gruplar devamen “bütün yabancı hükümetlerin  sıradan insanların haklarının kısıtlanmasında ve zorbaca baskı altında tutulmasında kullanılan silah ve cephane de dahil olmak üzere her türlü askeri yardımın durdurulması” çağrısında bulunmaktalar. Amnesty International, Human Right Watch ve Uluslararası hukukçular Komisyonu’nun yaptıkları ortak açıklamada şöyle demektedirler: “Bu uygulama ülkeyi daha derin bir krize itip, Nepal halkını daha ağır bir insan hakları ihlali tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır.”

        Nepal üzerine araştırmalarıyla uluslararası üne sahip olan ve 1 Şubat günü Katmandu’da bulunan Alman Profesör Karl-Heinz Krämer, internette yaptığı bir açıklamada, Kralın halkın yararına hareket ediyorum biçimindeki saçma iddiasını temelden çürütüp şöyle demektedir: “Gyanendra’da dahil Nepal Krallarının tümü, Nepal Monarşisinin her zaman her şeyi halkın yararına yaptığını ve halen yapmakta olduğunu iddia etmişlerdir. Dünya tarihini biraz irdeleyen herkes bunun saçmalık olduğunu bilir.” Krämer’in de vurguladığı gibi Nepal’li kitleler, „bundan 250 yıl önce başlayan birleşme sürecinden bu yana Kraliyet politikasının kurbanı olmuştur. Monarşi’nin her zaman Nepal’de demokrasinin tesis edilmesini desteklediği doğru değildir. Tam tersine, 1950’li yıllarda hüküm süren Kral Tribhuvan’dan bu yana kurum olarak Monarşi, mutlakıyetin yerine bir işlevsel demokratik sisteme bırakmasını engellemek için elinden gelen her şeyi yaptı.”

        Dünya Halkları Direniş Hareketi’nin Geçici Örgütleme Komitesi (Avrupa), Kral Gyanendra’nın 1 Şubat 2005’te gerçekleştirdiği korkunç ve gerici eylemlerin uluslararası planda mahkum edilmesini destekler ve yürürlüğe konulan uygulamaların sona erdirilmesini talep eder. Bütün yerel gruplarımızı ve destekleyicilerimizi, bu hedefe ulaşabilmek için kararlı bir mücadelenin yürütülmesi için ve bununda ötesinde, Katmandu’daki feodal Monarşinin ve hizmet ettiği dış emperyalist ve yayılmacı güçlerin zincirlerinden kurtulmak için mücadele eden Nepal’li insanlara sunulan desteğin yaygınlaştırılıp güçlendirilmesi için, Nepal’de ve dünyanın diğer yerlerinde bu uygulamalara karşı olan herkesle birleşmeye çağırıyoruz.

        Haber ajansları ABD, İngiltere, ve diğer AB ülkelerinin yanısıra Hindistan´ın da Kral Gyanendra’nın uygulamalarını “mahkum” ettiğini iddia ediyor. Bu doğru değil. Bu yabancı güçler, Katmandu’daki Monarşinin ayakta kalabilmesi ve Nepal halkını boyunduruk altında tutmaya devam edebilmesi için, giderek artan oranda siyasi ve diplomatik desteğin yanısıra yüz milyonlarca Euro para, yığınlarca silah ve yüzlerce askeri “danışman” sundular. Bu güçler bir taraftan aleni diktatörlükle aralarına mesafe koymak için, “kaygılarını” dile getirirken hiç biri, bırakalım durdurmayı bir yana, Katmandu rejimine yaptıkları yoğun askeri yardımı yeniden gözden geçirmeyi akıllarına bile getirmediler. Bunu yapmamaları onların bu olaylarda gerçek tutumlarını ve rollerini göstermektedir.

Bu güçlerin bazıları halkın mücadelesini bastırmak için Kral’ın parlamenter partilerle işbirliği yapmasını yeğlemiş olabilirler ve bundan dolayı atılan adımın geri tepebileceği endişesi içinde olmalarıyla birlikte, silah sevkiyatının durdurulmasından hiç bahsetmemeleri gerçeği “kaygılarının” ne kadar derin olduğunu ve kullandıkları “Demokrasi” kelimesinin arkasında yatan gerçek anlamın ne olduğunu ortaya koymaktadır.

 

        Kral Gyanendra, mutlakıyetçi Monarşiyi tekrar tesis etme girişimini haklı kılmak için, kendisinin atadığı başbakanın Maoistlerle barış görüşmelerine tekrar başlamada “ihmalkar” davrandığı biçiminde manasız bir gerekçeye baş vurmaktadır. Ne varki bu “ihmalkarlık” kendi direktiflerinin bir sonucuydu. Kendi temsilcilerine NKP(M)’in, bütün önemli toplumsal kesimlerinde katıldığı yuvarlak masa görüşmeleri, geçici bir hükümetin kurulması ve bir danışma meclisinin oluşturulması için serbest seçimlerin olması şeklindeki ana taleplerinin tartışılmasını bile yasaklayarak son görüşmeleri sabote eden bizzat Kralın kendisiydi. Nepal halkının çoğunluğu bu talepleri desteklemektedir. Economist dergisinin yazdığına göre “sonucu muhtemelen bir Cumhuriyet olacağını bildiği için Kral hiç bir zaman danışma meclisi seçimlerini onaylamayacaktır. Bunun yerine, kendisine sadık olanlardan, kariyeristlerden ve şimdiye kadar ismi duyulmayanlardan oluşturduğu kabineyle, bütün ipleri kendi elinde tutmak istediği ihtisasını uyandırmaktadır. İsyancıları askeri güçle bastırabileceğini zannetmekte.”

        Onun için açıktır ki, mutlakıyetçi Monarşinin tekrar yürürlüğe konmasının barış için bir başlangıç değil, tersine kurtarılmış üs alanlarının yok edilmesi ve halkın mücadelesini kanda boğmak için kırsal alanlara zaruri görülen cani bir saldırının gerekli bir ön hazırlığıdır. AFP’in haberine göre “geçen hafta Katmandu’da bulunan bir diplomat, Kralın hakimiyeti ele geçirilişini adeta askeri bir darbe olarak tabir etmekte... artık orduya yapacağı her şeyde serbestlik tanınmıştır.” New York Times ise şöyle diyor: “Gözlemciler ve diplomatlar, haber alma yasağıyla birlikte, insan hakları konusunda zaten sicili temiz olmayan ordunun, kırsal alanlarda terör hakimiyeti oluşturacağı kaygısı içindeler.” NYT’in haberine göre Nepal’de bulunan İngiltere Büyük elçisi Keith Bloomfıeld açıkça demektedir ki bu saldırı esnasında “Krala karşı olan herkes büyük bir ihtimalle Maoist ilan edilecek ve bir Maoist gibi muamele görecek,” yani işkenceye tabi tutulup katledilecek.

        Kralın bu zamanda böyle bir girişime başvurmuş olması tesadüf değildir. 2002 yıllında hükümeti azledip parlamentoyu dağıttıktan sonra, aynı zamanda Kraliyet Ordusunun başkomutanı olan Gyanendra, bir kraliyet kararnamesi sonucu atadığı başbakanı ve kabinesini perde arkasından yönlendiriyordu. O günden beri kurulan bu “çok-partili-hükümetler,” içerde ve dışarda Nepal’de bir “Anayasal Monarşi” olduğunu iddia edenleri haklı çıkarmak için bir incir yaprağı rolünü oynamaktan gidemedi. Kendisini kurtarmak için çaresizlik içinde kıvranan Kral, hükümdarlığını ayakta tutan yabancı güçlerin onayıyla 2002’de böyle bir adım atmak zorundaydı. Çünkü, rejimi ülke genellinde tamamen tecrit olmuştu ve NKP(M)’in önderliğindeki halk savaşı ülke toprağının ve Nepal’de yaşayan insanların çoğunluğunu kapsayan kurtarılmış üs alanları oluşturmuştu.

        Bu iki yıllık süre içinde dünyada hükümet birlikleri tarafından gözaltında “kaybedilmeler”in en çok yaşandığı ülke Nepal’dir. Bu korkunç üne sahip olmada Nepal Latin Amerika ülkelerini bile geride bıraktı. Ne var ki, bütün bu canilikler ve kan akıtma sürekli gelişme içinde olan devrimin ilerleyişini durduramadı. Bugün ülkenin yüzde sekseni Birleşik Devrimci Halk Konseyi ve bu Konsey tarafından birleştirilen yerel seçilmiş Halk Komiteleri tarafından idare edilmektedir. Halk Kurtuluş Ordusu üç tümen büyüklüğüne ulaşmış olup, sayıları 100.000’ni aşan kadınlı-erkekli yerel milis tarafından desteklenmektedir. NKP(M) Halk Savaşının, Katmandu rejimi üzerine ülke çapında zafer elde etme mücadelesi anlamına gelen stratejik saldırı aşamasına geçtiğini ilan etmiş durumda. Çaresiz bir şekilde nihai yok oluşunu engelleme çırpınış içinde olan Kral, despot rejiminin yüzündeki “çok partililik” kamuflajının son paçavrasını da  yırtıp atmak zorunda kaldı. Böylece Başkan Prachanda’nın “feodal faşist caniliğin” gerçek yüzü diye tanımladığı olay bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı.

        Bazı gözlemciler, Nepal’in “iflas olma” tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu ve bundan dolayı da Kralın uygulamalarının, bütün aşırılıklarına rağmen, meşru olduğunu ileri sürmekteler. Bu gibi iddialar gerçeği ter-yüz etmektedir.: Nepal bugün zaten “iflas etmiş durumdadır”. Dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Nepal, yıllardan, hatta yüzyıllardan sonra bile, halkının çoğunluğuna asgari düzeyde yaşam standardı sunamamış ve onu orta-çağ boyunduruğu altındaki horlanmadan kurtaramamıştır. Katmandu’da iktidara yapışmış Monarşist mumyaları defetmekle yetinmeyip, aynı zamanda kırsal alanlarda feodal sosyal- ve üretim ilişkilerinin köklerine yönelen, ülke çapında yabancı büyük sermayenin hakimiyetini tamimiyle kıran bir mücadele ile ancak Nepal’deki “iflas durumuna” son verecek zemini yaratabilir. NKP(M) önderliğinde gerçekleşen devrim ve yürütülen halk savaşının hedeflediği tam da budur. Günümüzde bu mücadele Nepal halkının çoğunluğunun desteğini kazanmış olarak emin adımlarla zafere doğru ilerlemektedir. Economist dergisi bir makalesinde, bu mücadelenin zafere erişmesi durumunda Güney Asya’da milyonlarca ezilen umutsuz insan teşkil edeceği emsal karşısında, Hindistan’ın “George Bush’un caydırıcı işgal doktrinine imrenip” ordusunu Nepal’e gönderebileceğini yayınlamıştı.

        Yabancı güçlerin yoğun desteği olmasaydı Gyanendra-Rejimi çoktan yıkılmıştı. Dünya Halkları Direniş Hareketi’nin Geçici Örgütleme Komitesi (Avrupa) dünyanın her tarafındaki insanları, yüzyıllardan beri devam eden vahşi sömürü ve baskıya karşı mücadele eden Nepal halkının safında yer almaya, Gyanendra Diktatörlüğüne yapılan her yabancı yardımın derhal durdurulmasını talep etmeye, ABD’nin, AB-ülkelerinin, Hindistan’ın ya da diğer yabancı güçlerin Kral Gyanendra ve rejiminin yanında direk müdahale etme girişimlerine karşı koymaya çağırıyor.

 

Halkın Kurtuluşu „Terörizm“ değildir: Emperyalistler ve Gericiler, Nepal’den Ellerinizi Çekin!

Kuzey, Güney, Doğu ve Batı: Halkın Mücadelelerini Birleştirin!

 

Dünya Halkları Direniş Hareketi,

Geçici Örgütleme Komitesi (Avrupa)

 

İlişki: wprm@wprm.org

Yerel ilişkiler: Berlin: wprmberlin@yahoo.de; Hamburg: wprm_hamburg@yahoo.de; Thüringen:

Wprm_suedthueringen@hotmail.com; Frankfurt M: wprm_frankfurt@yahoo.de; München:wprm_munchen@yahoo.de

 

--WWW.WPRM.ORG— 

 ViSdP.: U. Lohmann, Lausitzerstr. 9, 10999 Berlin