ABD/Britanya tarafından işgale karşı Irak içinde hiddetli gösteriler giderek çoğalırken, ABD askerleri silahsız göstericileri kurşunlayarak katlediyor. ABD deniz piyadelerinin 'kımıldayan ne varsa kurşunla' parolasıyla Bağdat'ı istilası ve sebep olduğu binlerce katledilmiş insan karşısında, aralarında kimse zafer işareti ('V') için parmak kaldırmayan halk, yasa boğulmuş sayısız aileleriyle zaten alabildiğine kin ve öfke dolu. Teçhizatsız hastanelerin imkanlarını zaten çoktan aşmış sayıda yaralı insan tıbbî müdahale imkansızlığından ölmeğe devam ediyor. Ezilip parçalanmış, yol kenarları boyunca kanlı vücutlar ve kolu bacağı gövdesinden koparılmış çocuklar CNN ekranlarında gösterilmiyor. Iraklı halk ölülerini, hem de binlerce ölülerini gömerken, istilacılar, aynen geçen yılki Afganistan savaşında yaptıkları gibi, kurbanlarının sayısını vermeye yanaşmıyorlar.
Aksine, kurbanlarının kanına bulanmış ağızlarıyla ceberrut zorbalara has zafer naraları savuruyorlar. ABD/Britanya yöneticileri ve elleri altındaki medya kurumları, sahip oldukları devasa savaş aygıtını kullanarak bir tiranı yerinden edebildiklerine istinaden, bu savaşlarının artık meşru ve maruz olduğu iddiasıyla horozlanıyorlar. Onların bu savaşları ASLA meşru olmayacak: bu savaş bir saldırı ve tecavüz savaşından, bütün bir bölgeye ABD kontrolü altında azı dişlerine kadar yumulmayı amaç edinmiş emperyalist vampirlerin Irak halkına karşı bir saldırı savaşından başka birşey değildir. Makinalı tüfek ateşi ve arada bir yaptıkları bombardıman halâ ölüm ve yıkım saçmaya devam ediyor: askerleri ise şimdi, kabadayıca kol gezen bir işgal gücü durumunda.
Irak, 12 senedir maruz bırakıldığı bombardıman ve hiç sebepsiz iktisadi ambargonun kıskacında yıpratılmış yoksul bir ülkedir. Tüm bunlara ek olarak Saddam Hüseyin rejimi de Irak halkını ezerek ve bölüp birbirinin karşısına dikerek, halkın işgale karşı direnme kudretini sınırladı. Buna rağmen güneyde, Bağdat'ın bazı semtlerinde ve diğer şehirlerde kahramanca yürütülen çatışmalara şahit olundu, ki bunlar emperyalist savaş aygıtının seferine darbe vurdu, çarklarına kum doldurdu. Hava savaşı kapasitesinin tümünden ve hatırı sayılır herhangi bir savunma imkânından mahrum bırakılmış, ithalat ambargosu ile zayıflatılmış bir ülke, dünyanın en büyük güçleri karşısında ne kadar tutunabilir ki? Irak ordusunun birkaç haftada emperyalistlerin önünde bozguna uğraması sadece tek bir şeyi gösterir: emperyalistlerin mukayese kaldırmaz bir askeri güç üstünlüğüne sahip olduklarını ve bunu halka saldırı için kullanırken asla herhangi bir tereddüt göstermediklerini! Irak savunma güçleri sadece tüfeklerle ve diğer hafif silahlarla çatışmak zorunda iken, her türlü muhafazayla donatılmış kendi askerleri, eşit koşullarda herhangi bir çatışmaya tutuşmak için tanklarından dışarı bir adım dahi atmayı göze almazken, semalardan halı döşercesine bomba yağdırdılar. Bugünün tek kutuplu dünyasında gericiler haksız savaşlarını böyle yürütüyorlar: önce karşı tarafı 'silahsızlandırıyorlar', sonra bombardıman altında hurdahaş ediyorlar, ardından da, sağ kalan sivillerin ABD çıkar ve tertiplerini desteklemek üzere 'özgür' olduğunu beyan buyuruyorlar. Ödlek ABD silahlı kuvvetlerinin tercih ettiği savaş tarzı işte böyle.
Direniş devam edecek ve şimdiden farklı biçimleriyle müşahade edilebilir. ABD/Britanya tarafından Irak'ın istila ve işgal edilmesine, halk hiçbir veçhile tahammül etmeyecektir -- ne Irak'ta, ne dünyanın diğer herhangi bir yerinde, ne de ABD'nin gelecek sefer tecavüz edeceği kurbanlarının nezdinde.'Amaçları'nı şirin göstermek ve Irak'ın zenginliklerini paylaşmak...
ABD , Irak halkına karşı tecavüz ve katletme seferini sonuca bağlıyor ve kamuoyuna neşredilmek üzere ve işbirlikçilerinin hatırını kollamak için esas amaçlarının çehresini paklayıp, şirinlik cilası çekiyor. Şimdiye dek izine raslanmayan kitle imha silahlarının yerini tesbit etmeyi, Suriye'nin de istilasını gerektirse bile, amaçladıklarını söylüyorlar. Dünyanın bu en güçlü sahtekârları bu bahaneyi bir kez daha kullanmaya yeltenecekler mi? Yoksa artık hoşlanmadıkları rejimleri değiştirmeğe berdevam, hasımlarının saklanabileceği ülkeleri bombalamayı sürdürecekler mi?
Irak'ın kuzey şehirlerinin düşüşünü Kürtler kutluyorlar, hala inanmıyorlar ki ABD sıkıyönetimi altındaki Irak'ta ABD onlara kendi kaderlerini tayin hakkını bahşetmeyecek, ki bunun pazarlığını, ABD gelecekteki askeri planları için hizmetlerine ihtiyaç duyduğu Türkiye ile çok öncesinden sonuçlandırdı.
Deniz piyadelerinden bazıları, 11 Eylül ile Irak'ın ilişkisinin intikamını almış olduklarını hala gururla iddia ediyorlar, başkanların, başbakanların demeçlerindeki yalanları ve bu miti diri tutabilmek için bir buçuk senedir ha gayret sürdürülen özel disinformasyon kampanyalarının madrabazlığını papağan gibi tekrarlıyorlar. Gerçek teröristler iktidarda olanlardır, Washington'da, Londra'da ve Tel Aviv'de emperyalizmin, gericiliğin kalelerinde oturuyorlar, dünya halkına karşı estirdikleri terörü de şiddetlendiriyorlar. Irak sadece onların bu seneki haçlı seferlerinin birinci safhasını oluşturuyor. Diplomatlar tekrar ambargo uygulaması üzerine tartışıyor diye, bu muazzam sayıda bölgeye yığılmış Amerikan askeri ve milyarlarca dolarlık askeri teçhizat gerisin geri eve mi yollanacak? Hergün daha fazlası Körfez'e istiflenmek üzere yola çıkarılıyor. 'Büyük Amerikan Ortadoğusu' olarak adlandırdıkları terör imparatorluklarını inşa yolunda şayet gelecek fetihe Suriye hedef olursa, ardından sıra kime gelecek, İran'a, Lübnan'a mı? Belki de ortak sınır sayesinde, İsrail'de finanse ettikleri kasaplık ortaklarıyla artık ordularını yakında fiilen bir edip, Filistini toptan bastırıp, tüm bölgeyi kontrol altına alacaklar.
Siyonizm yanlısı eski ABD generali başa geçti, Saddam'ın saraylarını babahindi edasıyla arşınlamaya başladı bile, bir yandan da 'koalisyon' adına yönetecek Karzai cinsinden düzmece bir ABD-yanlısı rejimi yerine oturtmak için madrabazlık tezgâhlanıyor. Bütün planet dünyanın en iri kıyım sömürücüleri ve en hırsızlarının bu ülkenin tamamını sadece kendi yağmalama özgürlüklerini tank namlularıyla korumaya aldıklarını seyrederken, Irak iğfalcisi Rumsfeld kalkmış, çapulculara kendisinin hükümet binalarından eşya çalabilme 'özgürlüğü' getirmiş oluşunu methediyor! Uluslararası didişme Irak'taki gerçek ganimetin paylaşılması üzerine --sokaklarda küçük eşya mülkünün gayri resmi yeniden dağılımı olarak el değiştirdiğinde seyredilen, büro sandalyesi, buzdolabı, vantilatör pervanesinin paylaşılması üzerine değil--- petrol zenginliklerinin ve ödemeleri Irak halkının tüm kaynaklarının talanı ile yapılacak olan yeniden inşa ihale kontratlarının paylaşılması üzerine yürütülmektedir. Irak halkı ABD'nin savaşı için sadece kanı ve canı ile bedel ödemekle kalmadı, ABD bir de bu halkı katletme savaşına yakıt temin edecek Irak petrolünü çalabileceği kendi özel boru hattını inşa etti. Herhangi bir 'barış'ı planlamanın tersine; Irak'ın geleceği için ABD daha şimdiden silah üreticilerini yeni siparişlerle donatıyor. Washington'daki yöneticiler uzun vadeli işgal ve bölge-çapında yeni baştan bir yapılandırma için mevzileniyorlar. Bu arada da, haftalardır abluka altındaki nufusun acil ihtiyacı olan yiyecek, su ve sağlık bakımını karşılayacak düzenlemelere yan çiziyorlar.
ABD/Britanya işgalinin hiçbir şekilde suç ortaklığına düşülemez!
Kendi emperyalist çıkarlarını kollamak için ve geniş savaş karşıtı hareketin baskısı altında savaşa karşı çıkmış, Birleşmiş Milletler'de ABD'nin tecritine yardım etmiş olan Fransa ve Almanya'nın da dahil olduğu Avrupa hükümetleri, bu hızlı zaferi tebrik etmek için koşuşturdular. Halklar ne BM'ye ne de bu emperyalistlerin herhangi birine bel bağlayamazlar. G8 grubunun diğer üyelerinin, ABD/Britanya'nın Körfez'deki hegemonyası ile çelişkileri olabilir, fakat BM müdahalesi ve demokrasiye olan ihtiyaç hakkında sayısız yorum ve demeçler arasında, bu yeni nesil sömürge tezgahlamasındaki kendi payları için üşüşeceklerdir. B-52'lerle ve onların ardından da Filistinlilerin katledilmesini onaylamasıyla nam salmış bir ABD'li Irak valisinin diktası altında ne tür bir demokrasi getirilebilir ki?
Dünya halklarının oynayacağı rolün kilit nitelikte önemi var. Eski normal döneme geri dönüş artık mümkün değil. Fersah fersah hepsinden önde dünya tarihinin en suçluları ABD yöneticileridir ve daha da büyük suçlar işlemek üzere seferber durumdalar. Ellerindeki silahlara rağmen herşeye güç yetiştirecek mutlak kudret sahibi değiller --dünya çapındaki halkların mücadelesi, Irak'a saldırı sırasında sahip olmak istedikleri güçlü görüş birliğinden onları mahrum etti. Sürdüreceğimiz mücadele ve direniş, emperyalist kasap işgalcilerin, kendilerini demokrat ve halk dostu kurtarıcılar olarak yutturmaya çabalayan hayasız yalanlarını teşhir ve mahkum etmekte çok büyük öneme sahiptir. Onlar çıplak ucubeler durumundadır. Şaşırtıcı değildir ki onların medyaları da şimdi, savaş karşıtı harekete saldırmak ve bölmeğe çalışmak için ABD 'şampiyonlarına' katılıyor. Birleşmeliyiz ve farklı biçimlerde, mümkün olduğu kadar geniş cepheden direnmenin yollarını bulmalıyız. Halkın mücadelesi de dalgalar halinde gelişir, bir etapa daha hazırlanmalıyız. Savaş karşıtı hareket güçlü ve gerçekten de enternasyonal olmuştur –bunun üstüne inşa edilmeli, her ülkede daha da güçlendirilmelidir, sonuç itibariyle onların her istediklerini yapabilmelerini boşa çıkaracak, sırf Irak'ı değil tüm bölgeyi daha da iğfal, talan, aşağılama ve tahakküme maruz bırakma planlarını durduracak dünya çapında bir kitlesel harekete dönüştürülmelidir.
Dünya Halkları Birleşin, ABD-Britanya'nın Irak'ı İşgalini Mağlup Edin !
Avrupa'lı Hükümetlerin ve Diğerlerinin Tüm Suç Ortaklığını Durdurun !
ABD: Suriye, İran ve Tüm Ortadoğu Halkları Sırtından Kanlı Postallarını Çek!
Dünya Halkları Direniş Hareketi (Avrupa), Geçici Örgütleme Komitesi
web sitesi:www.wprm.org E-mail:wprm@wprm.org
(DHDH / WPRM emperyalizme gerçekte karşı çıkan, ve Filistin'de olsun, Maoist önderlik altında Halk Savaşı veren Nepal'de olsun, halkın haklı mücadelesini her yerde destekleyen, herkese açık, gelişen bir harekettir. Şu anda esas olarak Avrupa'da ve Güney Asya'da örgütlenmekteyiz, ve sizleri saflarımızda birleşmeye, WPRM'in inşasına yardımcı olmaya çağırıyoruz.)